Künye H.Gönder Reklam Sitemap Ekle suruç
Suruç Gündem Haber - Suruç
ANASAYFA ARAMA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM REKLAM

Öldürdüklerimizin ruhuna El Fatiha!

Mustafa ERGÜN

27.Temmuz.2012, 13:33

Mustafa ERGÜN

Ahmet Kaya’nın güzel sesinden duyduk çoğumuz:

Burada çiçekler açmıyor/

Kuşlar süzülüp uçmuyor/

Yıldızlar ışık saçmıyor/

Geçmiyor günler geçmiyor./

Mehmet Ağar’ın Radikal’deki haberiyle irkildim ilkin. Gündeme şöyle bir göz ucuyla bakan birinin irkilmemesi mümkün mü acaba? Varsa eğer onları kesinlikle bilime havale etmeli. Ayrıca bu irkilmeyenler, sosyal bilimlerin tıkandığı ve bu yüzden de kafalarını kozmetik ve çevresel sorunlarla bozdukları(!) böyle kısır bir zamanda belki bilim için yol açıcı bir rol de üstlenirler. Buradan çevresel sorunları küçümsediğim sonucunun çıkarılmasını istemem, ancak bizim önce içsel sorunlarımızla ilgilenmemiz gerekir. Sanıyorum bu da tamamen çevresel sorunlarla ilişkili. Neyse, paragrafın başına dönelim. Haber Ağar’ın Kürt Raporu’yla ilgili… Ne desem, üşenmemiş, sıkılmamış, oturmuş cezaevinde bir rapor hazırlıyor. Raporun özeti: “Dağlarda kurşun sesinin yerine kuş sesleri duyulsun.” Yukarıda alıntı yaptığım Sabahattin Ali’nin yazıp Ahmet Kaya’nın okuduğu şarkıda da değinildiği gibi cezaevinde günler başka türlü geçmiyor. Düşünsenize, kuşlar süzülüp uçmuyor, yıldızlar ışık saçmıyor. Sayın Ağar da efkârlanmış olacak ki buna bir dur demek istemiş. Ya da kuş seslerini öyle bir özlemiş ki, kurşun seslerinden daha güzel olduğunun farkına varmış ve temennisini dile getirmek istemiş. Biz de millet olarak vukuu bulan olayları çabuk unuturuz, bilirsiniz. Ki Sayın Ağar da aynı milletten. Bu yüzden olmalı ki 2007’de genel başkanı olduğu Demokrat Parti’nin seçim mitinglerinde “3 ayda dağları süpüreceğini” vaat ettiği günleri çabucak unutmuş. Çiçek böcek sevgisi insana neler yaptırıyor… Ama şu gerçeği de herkesin görmesi gerek: “kuşlar, Mehmet Ağar’ın özlediğinden daha güzel öter.” Ve elbet bir rapor hazırlanacaksa, tavsiyem evvela kendi yaptıklarını yazmaktan başlamalı. Sayın Ağar karanlık çukura düşen birinin yapacağı tek şeyi yapıyor: dua okumak. Karanlığa o kadar battıktan sonra okunan duanın da kendine beddua okumaktan bir farkı yok ne yazık ki.

 

Dedim ya irkilmemenin mümkünü yok. Anayasada “Toplantı, gösteri ve yürüyüşler demokratik bir haktır ve Anayasayla güvence altına alınmıştır. Buna göre, önceden izin alınmaksızın herkes toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” Gel gelelim bu hakkın Türkiye’de kullanımına. Devlet, onu yöneten hükümet, onun temsilcisi vali ve valinin yetkisi altında bulunan güvenlik güçleri bu hakkın kullanımı için gereken bütün güvenlik önlemlerini almak ve bu hak kullanımını güvence altına almakla yükümlüdür. Yasaklamak mı? O, Hitler ve Mussolini’nin bileceği bir iş. Hukuk devletiyim diye bağıran bir ülkenin yapacağı tek şey, bu hakkın özgürce kullanımını sağlamak. Aksi, despot ve dikta yönetimlerin yapacağı uygulamalardan başka bir şey değildir. Anayasada bu hakkın tanınması yetmiyormuş gibi üstelik Barış ve Demokrasi Partisi’nin 7 “millet” vekilinin öncülüğünde gerçekleştirilen bu hakka müdahale edildi ve Türkiye siyasal hayatının kara günlerinden biri de 14 Temmuz oluverdi. Şu bir gerçek ki her despotik iktidara karşı bir muhalefet mutlaka vardır. Bugün Türk halkının suskunluğu, direnen Kürt halkının sahnede olmasından dolayıdır. Çünkü birilerinin elini taşın altına koyması, birilerinin de “söylenmesine” neden olur. Düşünebiliyor musunuz ki bugün Kürt Halkı muhalif konumda olmasaydı, isteyen istediği gibi devleti yönetebileceğini? Evet, AKP son seçimlerde yüzde 50’nin üzerinde oy aldı, fakat oyunu alamadığı ve yine de AKP’ye ılımlı bakan kaç kişi kaldı bu ülkede? AKP’nin devre arasında yapmaya çalıştığı transferlerin nedeni sadece tutunduğu dal kadar ayakta kalacağının farkına varmasındır. Elbet her şey daha iyi olabilirdi. 34 insan jetlerden atılan bombalarla ölmeyebilir, polis halkın vekillerini coplamayabilirdi. Hrant Dink hala yaşıyor olabilirdi, Şerzan Kurt, Ceylan Önkol, Uğur Kaymaz hala yaşayabilirdi. Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Musa Anter hala yaşayabilirdi. Daha nice insan… Bunca yıl bu kadar insan ölmeyebilirdi. “İktidarlar muhalefetlerin nabzına göre şerbet verirler.” Ama bu fırsatı hepimiz geri teptik, kendi ellerimizle hem de. Burada sadece izleyici değiliz, suç ortağıyız aynı zamanda. “Biz ne yaptık da …” diyenleri duyuyorum şimdi. Ama evet, suç ortağıyız bütün bunların. AKP’nin 3 dönem tek başına iktidar olması iyi yöne de kullanılabilirdi. Başta medya, üniversiteler, siyasal partiler ve diğer bütün baskı grupları muhalefet olma avantajını iyiye kullansaydı sonuç bunlar olmazdı. Ama artık insanlar öldü Hz. Hızır’ın da buralara uğrayacak takati kalmadı. Ölenlerin, öldürdüklerimizin ruhuna El Fatiha!



       

Bu haber 5213 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit


Adil FIRATHAN Adil FIRATHAN
Abdulkadir GOK Abdulkadir GOK
Mustafa ERGÜN Mustafa ERGÜN
Mehmet KENDİRCİ Mehmet KENDİRCİ

Haber Ara


Gelişmiş Arama

Facebook

Katagoriler

Suruç Gündem Haber Sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. © 2011 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz Kaynak olarak kullanılamaz. Surucgundem.com Basın ahlak ilkelerine uymayı tahahüt eder. Yorum ve Yazılardan Yazarları Sorumludur.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu