Künye H.Gönder Reklam Sitemap Ekle suruç
Suruç Gündem Haber - Suruç
ANASAYFA ARAMA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM REKLAM

AKP'nin meşruiyet sorunu

Mustafa ERGÜN

21.Ocak.2012, 17:09

Mustafa ERGÜN

1945te çok partili hayata geçişle Adnan Menderes

ve üç arkadaşının önderliğinde kurulan Demokrat

Parti 14 Mayıs 1950 seçimlerinde oyların yüzde 53,35ini alarak,

seçim sisteminin de etkisiyle, mecliste 408 sandalye kazanarak,

yüzde 38,38 oy almasına rağmen ancak 39 sandalye alabilen

CHP’nin tek parti rejimine son vererek iktidar oldu.

Böylece cumhuriyetin kuruluşundan beri devleti yöneten

CHP’nin tek parti iktidarı da tarihe karışmış oldu.

Burjuva devrimlerinin temel hedeflerinden biri olan

ve cumhuriyetin de bir türlü gerçekleştiremediği

toprak reformu gibi halkçı ve popülist söylemlerle

iktidara gelen Demokrat Parti, Türkiye siyasal hayatı

literatürüne kattığı “Millet İradesi” kavramıyla siyasal

hayatta hep anılacak bir parti olageldi.

 

*****

 

1954 seçimlerini de kazanan Menderes, “Millet İradesi’nin”

kendisi olduğunu söyleyerek bütün devlet kurumlarını

ele geçirdi. Ve günümüz iktidar partisinde de sıkça

duyduğumuz bir söylem olan millet iradesi, Menderes'e

her şeyi yapma hakkı veriyormuş gibi, yaptığı her şeyi

millet iradesine dayandırıyordu. Şöyle ki, biri herhangi

bir konuda kendisine muhalefet ettiğinde

“sen milletin iradesine karşı mı geliyorsun?” gibi sözlerle

azarlar ve cezalandırırdı. Yapılan her muhalefeti kendi

şahsında millet iradesine yapılmış bir muhalefet gibi kabul ediyor

ve ülkenin yarısının oyunu alan partisinin bütün milletin

iradesini temsil ettiğini savunuyordu. Bu öyle bir hal aldı ki,

artık devlet aygıtı işleyemez bir hal aldı.

 

*****

 

Sonuç olarak bunların da etkisiyle 27 Mayıs 1960 darbesi

gerçekleşti ve Türkiye siyasal hayatında yeni bir sayfa açıldı.

Kendilerine Milli Birlik Komitesi (MBK) adını veren darbeciler

ülke problemlerini çözecek herhangi bir plan yapmamışlardı.

Öyle ki MBK, İstanbul Üniversitesi Rektörü Profesör Sıddık Sami Onar’ın

başkanlığında bir komisyon kurup, kaos ortamına son verecek

ve toplumsal refahı sağlayacak bir anayasa hazırlamak için çağırıldı.

Bu yazıda değinmek istediğim asıl konu da

zaten bu komisyonun yaptığı çok önemli bir tespit.

 

*****

 

Onar Komisyonu 28 Mayıs’ta sunduğu ön raporda

"Demokrat Parti’nin yönetimi altında siyasal iktidarın

kişisel ve sınıfsal hırs nedeniyle tamamen yozlaşmış olduğunu,

bu yüzden devletin artık topluma hizmet etmediğini

ve DP’nin yasal olarak iktidara gelse bile, yasallığın

bununla ilgili olmadığının" altını çiziyordu.

"Bir hükümetin meşruluğu iktidara geliş biçimiyle değil;

onun anayasaya ve basın, ordu, üniversite gibi kurumlara

olan saygısıyla sağlandığı" vurgulanıyordu. Komisyonun çıkarımı,

"Demokrat Partililerin bu saygıyı göstermediğini ve

bu nedenle iktidarının meşruluğunu yitirdiğiydi."

 

*****

 

Bu çıkarımın yapıldığı 1960 Türkiye’sinden

21’nci yüzyıl Türkiye’sine gelmek istiyorum.

Söylem itibariyle DP’ye benzeyen AKP hükümetinin

meşruluk zeminine. Şüphesiz daha hovarda bir

Türkiye’yle karşı karşıyayız. Daha iyi giyimli,

saçlarını düzgün tarayan, giydiği takım elbisesi

üstüne uyan bir Türkiye. Ancak içinde bin bir türlü

fırtınanın boy gösterdiği bir Türkiye aynı zamanda.

 

*****

 

3 Kasım 2002 seçimleriyle, biraz da halkın başarısız

koalisyonlardan ve ekonomik krizden bunalmasıyla,

oyların yüzde 34dünü alan AKP iktidara geldi.

İlk döneminde daha istikrarlı bir görüntü sergilemesine

rağmen 22 Temmuz 2007 seçimlerinde yüzde 46’nın

üzerinde oy alan AKP, Demokrat Parti’ye benzer

bir şekilde radikalleşmeye ve “Milli İrade”den daha

çok söz etmeye başladı. 2011 genel seçimleriyle

yüzde 50 oy alan AKP, artık devletin bütün kurumlarında

hissediliyor ve devletin ismi değiştirilmese de AKP devletinde

yaşadığımız, partinin ve (devletin!) faaliyetleriyle ortaya çıkıyor.

 

*****

 

2002’den bu yana ön plana çıkan etnik ve dini farklılıklara

(Rahip Santoro, Malatya’daki Zirve Yayınevi Katliamı,

Uğur Kaymaz, Ceylan Önkol, Hrant Dink, Şerzan Kurt)

karşı aşırı sert eylemlerle AKP’nin diğer yüzü ortaya çıkıyor.

Son olarak Van depreminde devletin depremzedeye

vereceği bir çadırının olmaması(!) ve Uludere Katliamı’nda

Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait F16’larla 34 insanın bombalanarak

katledilmesine karşı basının ve hükümetin tutumu,

bu kirli siyasetin anlaşılmasında önemli mihenk taşlarını oluşturuyor.

Öte yandan amiyane tabirle düz ovada siyaset yapan,

KCK adı altında BDP’nin belediye başkanlarına ve yöneticileri

dâhil olmak üzere parti teşkilatında çalışanlara yapılan siyasi

kırımlarla ‘hukuk’un da AKP elbisesi giydiği çok açık bir

şekilde ortaya çıkıyor. Ayrıca bunlara pek yer vermeyen,

verirse de konuyu ele alış şekliyle sorunlu olan medyanın

da bu elbiseyi giydiği gözlemleniyor. Bu o kadar açık ki,

ulusal medya Uludere Katliamı’nı ertesi gün ancak vermeye

cesaret edebildi, hükümet yanlısı bazı organlar da olayı

çarpıtarak iğrenç bir savaş pornografisi olarak servis etti.

 

*****

 

Şimdi tekrar Onar Komisyonunun tespitine dönelim.

Bugün kurulan anayasa komisyonunun böyle bir rapor

hazırladığını varsayalım: sizce AKP hükümetinin hazırlanan

rapora göre meşruiyeti kalmış mıdır? Sözü size bırakmak

istiyorum ama en azından benim kanaatime göre

üniversitelerin, ordunun, yargının ve dördüncü güç olarak

medyanın AKP boyunduruğu altında olduğu bir ülkenin

yönetimi meşruiyetini kaybetmiştir. Onar Komisyonunun

oluşturduğu bu rapor, kamuoyunun AKP iktidarını

yargılamasında önemli bir yol gösterici olduğunu düşünüyorum.

Hep beraber bir düşünelim bunu…

 
Sevgiyle…


       

Bu haber 7147 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit


Adil FIRATHAN Adil FIRATHAN
Abdulkadir GOK Abdulkadir GOK
Mustafa ERGÜN Mustafa ERGÜN
Mehmet KENDİRCİ Mehmet KENDİRCİ

Haber Ara


Gelişmiş Arama

Facebook

Katagoriler

Suruç Gündem Haber Sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır. © 2011 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz Kaynak olarak kullanılamaz. Surucgundem.com Basın ahlak ilkelerine uymayı tahahüt eder. Yorum ve Yazılardan Yazarları Sorumludur.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu